Kağan

Blog List

  • 08 Eylül 2025

Singing in the Rain (1952)

Dün gece içimden geldi bir anda açıp izlemeye başladım. Singing in the Rain'i ilk kez üniversite yıllarında izlediğimi hatırlıyorum. O yaşlarda hayat daha hızlı, hayaller daha büyük, romantizm daha yoğun yaşanıyor. Film bende o zaman tatlı bir mutluluk bırakmıştı sinema tarihinin belki de en neşeli, en bulaşıcı filmlerinden biri...Bu filmde özellik...
View More
  • 05 Eylül 2025

Coach Carter

Coach Carter’ı yıllar sonra yeniden izlemek, gençliğime bir yolculuk gibi oldu. İlk kez izlediğimde lise çağlarındaydım, basketbol hayatımın merkezindeydi. O zamanlar bu film bana yalnızca ilham vermemişti, sanki kendi hayatımı perdeye yansıtmış gibiydi. Genç, hırslı, hayallerinin peşinde koşan bir basketbolcu olarak sahadaki her hücumda kendimi gö...
View More
  • 05 Eylül 2025

Roman Holiday (1953)

Audrey Hepburn'ün beyaz perdede yıldızlaştığı bu film, benim için sadece bir romantik komedi değil; daha çok "hayatın kısa bir kesitine sıkışmış, ama kalıcı bir iz bırakan karşılaşmaların" filmi. Roman Holiday aslında bir masal gibi başlıyor, bir prenses, rutinlerin ve protokollerin boğucu duvarlarından sıkılıp kaçar. İnsan bazen hayatın bütün düze...
View More
  • 03 Eylül 2025

Blue Valentine – Aşkın Ölümünü İzlemek

Derek Cianfrance’ın 2010 yapımı Blue Valentine filmi, izlerken hem çok tanıdık hem de tüyleri diken diken eden bir deneyim yaşatıyor. Bir aşkın doğuşu ile çöküşünü paralel kurguyla izlerken, aslında hepimizin hayatına dair kesitleri görmek mümkün. Ama filmle ilgili temel mesele, izleyiciyi kimin yanında konumlandırdığı ve hangi tarafı "mağdur" ya d...
View More